ANKARA YILLARINA
Yalanmış allı-pullu Ankara, yalanmış rüya
Bin kerre ölüme yenilmiş o Şehir, yalanmış!..
Döndüm hülya, döndüm hülya, gene döndüm: O hülya!
Belli ki: kanmış gönül, bir hayale aldanmış!..
AHMET TEVFİK OZAN
KUŞKONMAZA KUŞLAR KONDU
Önce ceylan gözlü kızlar, çaldı aklımı
Sonra günü çile, nurdan kadınlar...
Hep günâhkâr çiğnedim kaldırımları
Kapılar, pencereler; benden günâhkâr! ...
Islatmadı gözyaşım, çileli toprakları
Bekleyenler kanmadı, sevincine hasretin..
Yakınlar çağırmadı, kan çanak uzakları
Kandan kuyular kazdı, yaralar derin derin! ...
Yine efkâr bastı gönlümü birden
Beyaz dağlar, al bayrak karardı! ...
Nerde ekmek ekmek taşan bereket? ! ...
Neden sevinçlerin benzi sarardı? ! ...
Denizler gönlümü almaz bir göldü
Yelken yelken rüzgâr olduğum çağlar!
Artık tutsaklığın yolu göründü
Ben ağlarım, anam ağlar, yol ağlar! ...
Al beyaz bayrağın battığı yerden
Derviş Sultanlar’ın yattığı yerden
Tanrım, rahmetini gönder n’olursun? !
Yavuz’un okunu attığı yerden! ...
‘‘Duvar yaptım aynalardan
Renkleri hapsedemedim! ...
Biri gönül, biri ölüm
Biriyle baş edemedim! ...’’
Gene efkâr bastı gönlümü birden
Sevda öksüz, çile kısır, gün donmuş..
Gözüm kalkmaz oldu, bastığım yerden
Kuşkonmaza kuşlar konmuş, güz olmuş! ...
AHMET TEVFİK OZAN
BİR ERİMİŞ SARAY
Geçtiğim yollara baktım, buz saray
Cehennem rüzgârı, aşklar aramış...
Geceler boyunca, günâhını say! ..
Gör, şehvetin pençesinden ne kalmış? ..
Eşyayı hüzünle boyayan, şey ne?
Birer birer gurub eden yıllarda..
Kar beyaz ümide kanayan, şey ne?
Niçin çiçek açmış dertler, dallarda?
Nefsimin yıktığı su bentlerinde
Günâhım, sellere karışmış akar...
Nurdan kadınların tülbentlerinde
İffet, çiçek çiçek yüzüme bakar...
Sonu yok diyorum, kapılar birden
Kapanır, son nefes ciğerde kalır...
Adımlar ürkerek kaçar izlerden
Gökler boyu rahmet.. gazab kısalır! ...
Adına ölüm mü derler, rüya mı?
Gökler, gökler, gökler... feza akıyor! ..
Derinlerde siyah nokta, dünya mı?
Gözüm, toprak toprak; nasıl bakıyor?
Zamanın bittiği yerlerde, huzur
Başı yok, sonu yok bir yeşil deniz!
‘‘Nefsini, tövbenin közüyle; kavur! ..
Gözyaşın, yanakta; incilerden iz! ...’’
AHMET TEVFİK OZAN
BİR ESRARLI BEKLEYİŞ
Yüreğim, nihayetsiz çırpınışlarla gün gün
Bir gölge gibi gelen, ölümle kucaklaşır! ..
Desem ki; hasret, değil.. korku desem; hiç değil!
Halime, semalardan bir kelime yaraşır...
Nice saatler sonra, başım yanıma düşer..
Kirpiklerim çekilir, arza çakılır tak tak! ...
Yükselen bir denizdir, uyku; sessiz ve sakin
Ümidim, çırpınarak kıyılara koşacak...
Sonra, sonra; delinir arz, belki bin yerinden
Çekilir sular, toprak; şerha şerha karşımda! ...
Beynimde hıçkırıklar, akisleri derinden...
Yıldızların dünyaya çarpanları, başımda! ..
Arzda benden başka canlı yok gibi
Sükut da, çığlık da benle beraber...
Beynimde başlıyor, göklerin dibi
Yıldızları, çektiğimden bihaber! ...
Yüreğim, nihayetsiz çırpınışlarla gün gün
Bir gölge gibi gelen, ölümle kucaklaşır!
Desem ki; hasret, değil.. korku desem; hiç değil!
Halime, semalardan bir kelime yaraşır...
AHMET TEVFİK OZAN
BİR ÖMRE NAZAR
Hangi taştan yontulmuş, şu garip kafatasım?
Kâinat zerre zerre içinde raksediyor...
Buzları tutuşturan bir alev, ihtirasım
Çığlığım, yıldızlardan fezaya aksediyor..
Güz gelmiş; yaprak değil, dökülen hayallerdir
Dün ölmüş, hal perişan, yarın elbet ölecek!
Ortasında zavallı, ben; zavallı, nedendir
Hüngür hüngür ağlasam, her şey bana gülecek..
Zaman; yanımda akan berrak, sessiz bir nehir..
Kenarında oturup beklesem mi diyorum?
Rabb'imin nizamı bu, bir nurlu kayık gelir
İstesem, istemesem bu günü bekliyorum.
Okunmamış bir mektup, yar diyerek koşuyor
Semaya hançer hançer fışkıran alevlere..
Batan gün, ötelerden bir haber mi taşıyor?
Niçin çıkar sokaklar, taş yürekli evlere?
Beyaz bir bulut, akan; bir bitmez yeşil deniz
İki yanımdan her gün, hayallerle haşre dek...
Bu nurani alem ne? Biz, yarabbi nerdeyiz?
Hakikatı emziren rüya ne gün bitecek? ..
AHMET TEVFİK OZAN
BİR YILDIZ KAYMASI
Ölümün kokusu, ekmeğe sinmiş
Kurşunlar asılmış, kirpiklerime..
Gökyüzü; nerdeyse, alnıma inmiş..
Bir hüzün bulaşmış, sevdiklerime! ...
Ana! .. kayıp gitsem, bir yıldız gibi
Ardımdan bir Yasin okunur mu ki? ! ...
Bir bitmez yolculuk, bir yeşil hasret..
Bu acı, dostlara; dokunur mu ki? ! ...
Diken diken yollar, güllere çıkar
Can bildiğim dostlar ellere çıkar..
Bir gül koklamaya, bin bir dikenle
Kanayan gözyaşı, sellere çıkar! ...
Ölümün kokusu ekmeğe sinmiş
Kurşunlar asılmış, kirpiklerime..
Gökyüzü; nerdeyse, alnıma inmiş..
Bir hüzün bulaşmış, sevdiklerime! ...
AHMET TEVFİK OZAN
MACAR GÜZELLEMESİ
Şu ihtiyar gönlümün aynasında, ansızın
Bir kızıl lale gibi görünüp kaybolan Kız! ..
Genç bir Macar Atı’nın rüzgârlarla oynaşan,
Yelesi gibi mağrur..semaya savrulan Kız! ..
Deseler; inanmazdım..bir Macar Güzeli’ne
Gönül akıp gidecek, bir hayal denizinde..
Işıktan şarkılar..hazdan bir lale
Rayihası, gülden..sular, dizinde..
Fakat öyle değil! ..bir anlık heves
Güzele ram olmak, gönül telinde..
Gönül aldırma, sen; zakkum rengine!
Güzellik, bir andır; küfrün yüzünde..
Ey Gönül, güneşe bakmayan ayna
Altın madeniyle, bir elmas taçla
Bezense..vallahi, ışık ne mümkün..
Titreyen gönüle, biçare akla? ..
Şu ihtiyar gönlümün aynasında, ansızın
Bir kızıl lale gibi görünüp kaybolan Kız! ..
Genç bir Macar Atı’nın rüzgârlarla oynaşan
Yelesi gibi mağrur..semaya savrulan Kız! ..
AHMET TEVFİK OZAN
BİR METİN OLGAÇ DEĞİL...
Yarı Açık Cezaevi, Kayseri..
Toprak tozlu, sıcak; Erciyes’te kar!...
Bir kilim sermiştik, volta yoluna..
Ve sen ne demiştin: ‘‘Ölüme kadar!...’’
Mapushane görmüş, saçların; kısa...
Olmasa şu ölüm, ya duyulmasa!...
Silvan ne, Batman ne, Mardin neresi?
Olmasa şu ölüm, ya duyulmasa!...
‘‘Şimdi nerelerde salınır atın..
Hangi kanatlarla, akar gidersin?!
Bir ışıktan çizgi, ardında kalan..
Gönül gönül yakar; tozar gidersin!...’’
Yarı Açık Cezaevi, Kayseri..
Toprak tozlu, sıcak; Erciyes’te kar!...
Bir kilim sermiştik, volta yoluna..
Ve sen ne demiştin: ‘‘Ölüme kadar!...’’
AHMET TEVFİK OZAN