ÜNİVERSİTE
1975 yılında, 4. tercih olarak işaretlediğim Fen Fakültesi Matematik Bölümünü kazandım (1). Unutamadığım hocalarım; analize giriş /Cesarettin Koç, Astronomi/Nuriye Çelikezer, diferansiyel denklemler /Mehmet Çağlayan, topoloji /Mehmet Emin Bozhüyük (2), kuantum mekaniği ve elektro magnetik teori/ Habip Özkaplan..
Okul dışındaki bir kapıdan girilen okul kantinindeki lambalar renkli jelatinle kaplanmıştı. Pikap vasıtasıyla devamlı 45'lik plaklar çalınıyordu.
-Ellerini çekip benden, yarim bugün gider oldu..
-Hancı mısın, yolcu musun..
-Kara kaşlı yar, söyle derdini, ne bileyim ben senin cama geldiğini..
-Hüsamettin Ceylan ve Ozan Arif'in plakları çalınırdı.

Okula banliyö treniyle pazartesi gider, cuma akşamı dönerdik. Sabah 7:10'da Erzurum'a giden tren, akşam Erzurum'dan 16:50'de hareket ederdi. Tam bilet 275 kuruş, öğrenci ise 225 kuruştu (3). Bilet ücretleri yıllarca aynı kaldı ve hiç değişmedi. O yıllarda Erzurum'a giden minibüsler 7.5 lira, Chevrolet taksiler ise 10 liraydı. Yolcu vagonlarında bazen lambalar yanmazdı (4). Bir keresinde (1977) lambaların yanmadığı bir günde, Hasankale'ye dönerken, tren tünelin ortasında 10-15 dakika kadar kaldı. İstim yapıp hareket edip Uzunahmet istasyonuna geldiğinde, Erzurum'dan yardım için lokomotif geldi.
Bir kış günü banliyö treni istasyonun yanındaki büfenin önünde bekletilmekteydi. Hareket Memuru elindeki bir yüzünde yeşil diğer yüzünde kırmızı ışık olan ''yol feneriyle'' sağa sola gidip gelmekteydi. (Hareket memuru; tren gidecekse büyük rakete benzeyen yol fenerinin yeşil tarafını, tren geliyorsa kırmızı tarafını gösterirdi.) Saat 7:30 olunca Köy Hizmetleri'nde çalışan yy camı açıp, hareket memuru xx'e;
- ..... ....., elindekini havaya kaldır gidelim.. dediğinde xx;
-........ .... Galdırmiram ola.. Yolcuların araya girmesi ve yy'nin ortadan kaybolmasıyla tren hareket etti.
Trenden inince Demirevler'in önünden ve Çaykara Caddesi'nden geçerek şimdiki öğretmenevinin ilerisindeki üniversite minibüslerinin olduğu yere gelirdik. İnternatıonal marka minibüsler, üniversite kampüsünün içinde dolaşıp 1. yurdun önünde beklerdiler. 75 kuruş olan ücreti, çocuk muavin toplardı. Minibüsün camlarında süs perdeleri ve küçük lambalar vardı. Hareket esnasında devamlı arabesk müzik çalınırdı. Üniversiteden dönen minibüslerin son durağı şimdiki Telekom binasının önüydü. Üniversiteye minibüs gidince, burada bekleyen sıradaki minibüs trafik kurallarını hiçe sayıp karşı tarafa geçip yolcu alırdı. Aynı hatta, Yoncalık'tan kalkan kırmızı renkli belediye otobüsleri de çalışırdı. Bu otobüsler 2. yurdun önünden kalkardı. 1977 veya 1978 yılında kış günü tipide 1. yurt hizasında yolda, belediye otobüsü 180 derece dönmüştü. Yurtlara son minibüs saat 23:00'de hareket ederdi.
Üniversitede 4 erkek bir tane de kız yurdu vardı. 1. yurdun batı tarafında personel lojmanları vardı. 1. katı çalışma salonu olan 5 katlı yurdun aylık 95 lira olan ücreti hiç değişmedi. 10-12 kişilik olan odalarda ranza ve çelik dolap vardı. Her akşam ve sabah banyo için sıcak su verilen yurdun ayrıca hamam kısmı da vardı. Yurtlar fuel-oil ile ısıtılıyordu (5 ). Elektrik Teknisyeni Mürsel Güzel, Burhanettin Alkan (1. yurt) ve Rıfkı Muşlu (3. yurt) yurtlarda personel olarak çalışmaktaydılar. İdari personel 1. yurtta bulunuyordu. Müdür Muavini her zaman takım elbise giyen ve hafif yan yürüyen Özcan Duygun’du. İdare odaları yurdun girişinde sağ tarafta bulunan bölümdeydi.
Cuma namazları 3. yurdun bodrum katında kılınırdı. Terzi ve berberi de olan yurdun kantininde televizyon ve 3 band bilardo masası vardı. Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Şaban Karataş’ın TRT Genel Müdürü olmasıyla, haftada 3 gün (pazartesi, Çarşamba ve Cuma.) Erzurum’a paket yayın yapılmaya başlanmıştı. Özellikle Arsen Lüpen dizisi ilgimi çekerdi.
Sabah vakti yarım ekmek, peynir, helva ve yumurta yeniliyordu. Kantinde çalışan ve Sami Hazinses'e benzeyen personele herkes ''Konsolos'' diyordu. Patron ise Serdar Gökhan'a benziyordu. Patron daha sonra öğretmenevinin yukarısında AHSEN KRİSTAL adında mağaza açtı. Çay 25 kuruş duble çay 50 kuruştu. Öğlen ve akşamları yemek de çıkıyordu. Çay servisini ise Yaşar Turan yapıyordu. Yaşar Turan daha sonra Pancar Şirketi'nde çalışmaya başladı.
Kantinin altındaki yemekhanede Mediko tarafından yemek çıkarılıyordu. Bunun için parayla aylık kart alınması gerekiyordu. Bu karta Zakir Büyükgöz tarafından günün tarihi olan kutucuğa çarpı atılıyordu. Yurt çıkışından bahçeye, iki kenarı duvarlı zemini kavuniçi parke taşla kaplı eğik düzlemle iniliyordu. Sol tarafta yarım metre genişliğinde 2-2.5 m. uzunluğundaki reklamasyon panosunda büyük harflerle sigorta firmasının adı, altında da Razi Çavuşoğlu yazısı vardı.
Dadaş Sineması'nın yan tarafında, başkanlığını Mithat Turgutcan'ın yaptığı Kızılay'a ait erkek öğrenci yurdu vardı (6). Çok disiplinli olan bu yurtta sigara yasaktı. En ufak bir disiplinsiz harekette öğrenci yurttan atılıyordu. Okuldan sonra Cumhuriyet Caddesi'nde Kuşkay binasının yanında bulunan Kutlu Kıraathanesi'ne giderdik. O zaman bütün oyun kahvelerinde Ferdi Tayfur'un kasetleri çalınırdı. Öğrenciler, duvarında Erzurumspor'un şampiyon olduğu kadronun resmi bulunan Üçler Kebap Salonu ve Meram Lokantası'na giderdi. Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğünden aldığım aylık 500 lira burs bana yetiyordu. Diğer öğrencilerin aylık masrafı 1500 liraydı. O zaman para çok kıymetliydi.
DİPNOTLAR
1-O zaman, ön kayıtla öğrenci alan fakültelerin kontenjan ve puan aralığı her akşam radyolarda yayınlanıyordu. Her gün saat 17:00'ye kadar yapılan kayıt işlemi, kontenjan tamamlanana kadar devam ediyordu. Daha sonra merkezi sisteme geçildi ve kurulun başına Prof. Altan Günalp getirildi. Titiz, prensipli ve heyecanlı bir şekilde konuşan Altan Günalp ''kitâpçık'' kelimesini çok kullanırdı. 1973 yılında üniversite soruları çalınınca eylül ayında imtihan yeniden yapıldı. O zaman sistemin adı ÜGİ'ydi (Üniversite Giriş İmtihanı). Sınavda zekâ testleri de vardı.
İstanbul'da bulunan dershanelere (Büyük Dershane, Arı, Gökşen, Murat, Unkapanı ve f harfi kalem şeklinde olan MEF Dershaneleri.) mektup yazıp broşür istediğimde, broşürün yanında çözümlü test kitâpçıkları da gönderiyorlardı. Elektrik-elektronik mühendisi Kemal Türkeli'nin çıkardığı 270 liralık 4 kitâbı, Ahmet Kılıç'la ortaklaşa almıştık. O yıllarda yanlış doğruyu götürmediğinden, çözdüğüm soruların şıklarını saydım. Hangi şık az ise çözmediğim soruların hepsine bu şıkkı işaretledim.
2-Bir gün topoloji dersinde, bir arkadaşımız mütevazi olan hocamıza hitaben;
-Hocam, bu teoremlerin hepsinin adı yabancı. Türk'lerin neden adı geçmiyor?
-Yahu benim teoremimi duymadınız mı?
-Adı nedir Hocam?
-Bozhüyük Teoremi. (Hocamız teoremi tahtaya yazınca..)
-Hocam bunun ispatını yapar mısınız.
-Ooo.. Bunun ispatı 3-4 tahta tutar..
3-Genişliği kibrit kutusundan biraz daha dar olan gri renkli karton biletler, trenin kalkmasından yaklaşık 20 dakika evvel gişeden günün tarihi soğuk damgayla alt ve üst tarafına basılarak satılırdı.
4-Lambaların yanmadığı zamanlarda tren tünele girdiğinde İktisat Fakültesi'nde okuyan Naci Aksakallı, gözüne kestirdiği kişinin yüzüne şamar atardı. Naci her zaman, kompartımanın üst tarafında bagaj konulan yerde otururdu.
5- Üniversite, merkezi sistem ile ısıtılıyordu. Girişte sağ tarafta bulunan ısıtma merkezinden binalara gönderilen buhar, binalardaki peteklere sıcak su olarak yansıtılıyordu. Bunun için de her binada eşanjör odası vardı.
6-Mithat Turgutcan'ın başkanlığını yaptığı Kızılay Kan Merkezi saat 17:00'den sonra poliklinik hizmeti veriyordu. Haftalık yayın yapan ... dergisi, Mithat Turgutcan'ı harcamak için iftira mahiyetinde asparagas haber yapmıştı. Erzurum halkı tepkisini gösterince, dergi geri adım attı.
**************
MÜZİK BUKETİ
*Elvan elvan kokan güller. (Yüksel Özkasap)
*Gözyaşlarım gibisin. (Ayşe Tunalı)
*İhtiyar oldum. (Yüksel Özkasap)
*Kara köprü narlıktır. (Yüksel Özkasap)
*Era. (The Mass)
*Bekleyemedin. (Ayşe Tunalı)
*Historia de un amor. (Luz Casal)