ÇERMİKLER VE KÖPRÜ
Büyük ve Küçük Çermik arasındaki tahta köprü yerine, araçların da geçebileceği beton köprü yapılması planlanır (1). İlçe eşrafı, köprünün 20 metre kadar doğu tarafına yapılmasını, aksi takdirde köprü temelleri için yapılacak kazıda kendiliğinden çıkan suların kaybolacağını ifade ederler. Mühendisler bu ikaza itibar etmeyip şimdiki yere kazı yapınca, kendiliğinden çıkan zümrüt yeşili sular kaybolur (2). Bu sefer de, her taraftan çıkan sular yüzünden temel atılamaz. Mühendislere, su çıkan yerlere kil basılması söylenir(3). Kil basıldıktan sonra temel atılır.

Bu olaydan sonra, Büyük ve Küçük Çermiğin suları elektrik motoruyla çekilmeye başlanır. Elektrik kesilmelerine karşılık jeneratör çalıştırılırdı (4). Küçük Çermiğin karşısında Şeker Şirketi'nin yanında bulunan bakkal dükkânının batı tarafında jeneratör odası vardı (5). Jeneratörün PAT PAT sesleri ilçenin her tarafından duyulurdu.
''Gelin ayağı açma'' etkinliği, her zaman Büyük Çermik'te yapılırdı. yapılırdı. Erkeklere peştemal, havlu ve terlik hizmeti verilirken, kadınların bu malzemeleri evden getirmeleri gerekiyordu. Hem erkek hem de kadınlar çermiğinde çalışan görevlilere bahşiş verilmesi adettendi. Kışın soğuk ve yaş olan peştemallar sobanın üstünde ısıtılıp veya havuzda ıslatılarak kullanılırdı. Bir sabah vakti Teyo Pehlivan'ın da olduğu topluluk havuzun kenarında oturup sohbet ederken, A- B- C şahısları ve Teyo Pehlivan arasında şöyle bir sohbet yapılır;
-A: 1 lira versem suyun altında ne kadar kalırsın?
-Pehlivan: Bir dakika.
-B: Beş lira verirsem ne kadar kalırsın?
-Pehlivan: Beş dakika.
-C: Yüz lira versem ne kadar kalırsın?
-Pehlivan: Suya dumar, bir daha hiç çıkmam..
Puşkin, hatıralarında şöyle yazıyor;
-Hasankale, Erzurum'un anahtarı sayılıyor. Kent, bir kale ile taçlı kayalığın eteğinde kurulmuş. Yüz kadar Ermeni ailesi yaşıyor burada. Ordugâhımız kalenin önüne açılan geniş bir düzlüğe konmuştu. Burada Hasankale ılıcasını ziyaret ettim. İçinde demirli-kükürtlü maden suyu kaynağı bulunan yuvarlak bir taş yapıydı bu..
******************
**Çermik suyunun yarım bardağı, sindirim sistemine ve mide hastalıklarına iyi gelmektedir.
**Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyeleri tarafından yapılan tetkik neticesinde; ameliyat öncesi yapılacak anestezi, gazlı meşrubatlara ve yangın söndürücü tüplere konulacak karbon-dioksitin, çermik suyunun ayrıştırılmasıyla elde edileceği ifade edildi.
**Eskiden bayram kartları için AND KARTPOSTAL firması tarafından çıkarılan Hasankale resimlerinin arkasında, Foto Kemal Gültekin veya Foto Fehim İbrahimhakkıoğlu yazısı vardı. İstanbul Boğaziçi Köprüsü'ne Anadolu Yakası'ndan girerken sol tarafta taş duvar üzerinde, And Kartpostal firmasının büyük puntolarla yazılmış reklamasyon tabelası vardı.
DİPNOTLAR
1-Dulkadiroğulları'ndan Şah Bey Büyük Çermiği, Ali Paşa ise Küçük Çermiği yapmıştır. Büyük Çermik vücuttaki yarayı temizler, Küçük ise kapatır.. Sünnet olan çocuklar kısa bir zaman sonra Küçük Çermiğe, evlenecek erkek ise bir gün evvelden arkadaşları tarafından Büyük Çermiğe götürülürdü. Büyük Çermiğin suyu, dört tane ladin ağacının üzerindeki demir ızgaradan havuza dolmaktaydı.
2-Zümrüt yeşili renginde olan Büyük Çermiğin eski suyu köprünün ayakları kenarından çaya akmaktadır. Bu suyun hizasında çayın karşı tarafında, köprü ayaklarının 2-3 metre kadar batısında ise gözlere şifalı olan su çıkmaktadır.
3-Hekebat Köyünden getirilen kil, evlerin bacasına çekildiği gibi çermikte saçlara da sürülmektedir. At arabasıyla getirilen killi-boralık toprak arabacı tarafından evin bacasına kürekle atılırdı. Bacadaki bu toprak tuz karıştırılıp bacaya serilerek ''loğ taşıyla'' bastırılırdı.
Tas içerisinde su ile bulamaç hale getirilen kil ile saçlar yıkanırdı. Çoğu kadınlar da kili yüzlerine sürüp bekletirlerdi. Büyük Çermiğin, 7-8 basamakla inilen hamam kısmına ''killik'' denilirdi. Saçlar yıkandıktan sonra, Kilis/Nizip sabunuyla vücut lif vasıtasıyla temizlenilirdi. Kadınlar (60-62 sene evveli..) genellikle kırmızı çizgili peştemalla yıkandığı gibi sosyetik ve entel takılanlar plaj kıyafetiyle yıkanırdı. Kadınlar çermiğine bakan Saime abla da son yarım saatte plaj kıyafetiyle yıkanırdı. Yıllar sonra Saime abla dedi ki;
-Havuzu gözetledikten sonra, en üst basamaktan suya balıklama atlıyorum, .... .... ...
4- O zaman Türkiye'de enterkonnekte sistem yoktu. Elektrik Tortum Şelalesi'nden gelirdi.
5- Malakan'ın kenarında bulunan bakkal dükkânını önce Halis Çanakçı daha sonra da İbrahim Bektaş çalıştırdı. Oğlu 97 numaralı Yavuz'la ortaokul ve lisede beraber okuduk.
*******
O çermik safasın sürer ehl-i dil
Acep kahramandır Hasankale'si
Çoğu arzu eyler olmaz nasip
Bize râyegândır Hasankale'si... İbrahim Hakkı Hazretleri.
********************
MÜZİK BUKETİ/ ZEKİ MÜREN
*Günah defteri.
*Çaldığım kapılar hemen kapandı.
*Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin.
*Şeytana uyduk bir kere.
*Bir mektup bir resim.
*Dünya yansa yorganım yok içinde.
*Eskimeyen dost.
*Köşeyi dönüpte gelmedim sana.
*Talihin elinde oyuncak oldum.
*Gözlerimden yüzün kulaklarımdan sesin.
*Bir sokak çeşmesi.